Anasayfa 
Kariyer  
Tasarım  
Moda  
Sağlık  
Dekorasyon  
Estetik  
Haberler  
Anne - Bebek  
Projeler  
Teknoloji  
Röportaj  
Macera  
Damak Tadı  
Kültür - Sanat  
Magazin  
Ürün Tanıtımı  
Zanaat  

Yorumlananlar

Untitled Page
Tasarım

01.02.2010 10:34:56
Konu Adı : Mimar Selim Yuhay
Yazar :

Dünyada ve ülkemizde ekonomik krizin etkilerinin en üst düzeyde hissedildiği bu günlerde gerek 2009 gerekse de 2010 dekorasyon trendleri de bu krizden kendine düşen payı aldı. Yine bu krizin etkilerinden olan insanların ev hayatlarında aradıkları huzur ve sıcaklığı bulma isteğinin sonucu olarak ev dekorasyonunda da renkler ve tarzlar değişiklikler gösterdi.

 Bu sene içimizdeki sıcaklığı yansıtacak olan güneşin tonlarındaki çeşit çeşit sarılar 2009’un ortalarından ibaren evimiz ve ruhumuzu ısıtmaya başlamıştı. Sarı tonları 2010 yılında da dekorasyon renklerinde önemli bir hâkimiyet kuracak gibi gözüküyor. Daha mat sarılar, daha koyu sarılar, bazen ışıltılı sarılar veya parlak sarı tonları evinizin büyüklüğüne, konumuna ve yaşam tarzınıza göre sizin de evinizde yerini alacaktır.

Bu sene yeşil yalnız çevrecilerin ve çevreye önem verenlerin rengi olmakla sınırlı kalmayacak. Sarı tonlarının yanı sıra bu sene yeşil tonları da evimizdeki yerini alacak. Yalnız yeşil tonları 90ların yeşil tonları gibi oksitlenmiş yeşillerden söz etmiyorum sakın bu konuda yanılgıya düşmeyin. 
          

 Bu sene dekorasyona yeni katılan renklerden biri de lavanta rengi. Birçok kişiyi korkutan ve kaçıran mor rengin tonlarından olan lavanta rengi bu senenin olmazsa olmazlarından olacak. özellikle yatak odasının bir duvarını bu renge boyayarak ya da salonunuzda bu renkte bir mobilya seçimi yaparak bu özel rengin hissettirdiği elegan havayı soluyabilirsiniz. Tüm tarih boyunca lavanta rengi ve morun tüm tonları asalet rengi olarak gösterilmiş ve uygulanmıştır.

Günümüzde morun tüm tonları mutfak eşyalarından çamaşır makinesine kadar her türlü eşyada kullanılmaktadır. Ekonominin böyle dar boğazlardan geçtiği dönemlerde küçük mor eşyalar kullanarak evimizde ve içimizde lüks ve asalet duygusunu tekrar yaşamamız mümkün olabiliyor. Genel bir bakış açısıyla, mimarlık ve dekorasyonda kullanılan renklerin genellikle ekonominin belirlediği düşüncesi de, bir anlamda tekrar onaylanmış oluyor.2010 yılında diğer renkleri etkisizleştirmek için kullanacağımız renk gri ve grinin tonları olacak.

Bu zamana kadar kullandığımız bej ve kahverengi tonları kendini griye bırakıyor. Gri tonlarını evinizin her yerinde ve herhangi bir renkle beraber uyum içinde kullanarak çok hoş bir görüntü yaratabilirisiniz.


2010 yılının bir başka yeni rengi de pembe olacak. Eskiden yalnızca kız çocuk odalarında kullandığımız ve o odalara yakıştırdığımız pembe renk artık evimizde çeşitli odalarda bizlerle olacaklar. Pembe rengi yine bir pembe renkle kullanarak kullanmamız gerekiyor. Pembe bu şekilde kullanıldığında sıcak ve sofistike bir ortam yaratılmış olacaksınız.

Parlak bir pembe rengi açık pembe tonlarıyla kombine ederek kullanırsak çok değişik ve 2010 trendlerine uygun bir ortam yaratılmış olur. Pembe tonlarını mor renkle de kombin edebilirsiniz.
Dekorasyon trendlerinde genel anlamda yine minimalist tarzın devamlılığı ile beraber, provence (kasaba yaşam tarzı) ve etnik kökenli aksesuarların yer aldığı dekorasyon tarzlarının 2010 da ağırlıkta kullanılacağını rahatlıkla söyleyebilirim.


Aldığım eğitim, girişimci ve risk almayı seven yaşam tarzımla daha iyi yaşamak adına farkındalık yaratma arzumu gerçekleştirme imkânını buldum. Tabii ilk bakışta bu söylediğim çok iddialı bir söz olarak algılanabilir. Ama hem mimar, hem de İç mimarsanız; teknolojiyi, ahşabı kısacası tüm yenilik ve malzemeleri bilmek zorundasınız. Bir iç mekân, sadece mobilyadan oluşmaz. Bu mekânın sizle konuşan tabloları, heykelleri, aksesuarları, tekstilleri var. Aslına bakarsanız, iç mekânda yer alan obje ve mobilya tasarımları insan yaşamını kolaylaştırmak, yaşamlarına farklı bir anlam kazandırmak adına bana çok cazip geldi. Ayrıca bu tasarımları yapmak bana ayrı bir heyecan veriyor.

Bir mekan tasarımında, müşterinin isteklerine bağlı kaldığınızdan, çok özgür olamayabiliyorsunuz. Ama ben tasarımlarımı hissederek ve bizzat varmışçasına yaşayarak hazırlıyorum. Böylece kendimi daha özgür ve yaratıcı hissediyorum.
Fark ettim ki, mekânı tasarlarken, mekânı oluşturan öğelerin tasarımı üzerinde çok seçici ve sanki her birinin bir tasarım iddiası varmış, ya da bir tasarım yarışmasına katılıyormuşuz gibi davranıyoruz. YUHAY Mimarlık olarak, bizim imza attığımız bütün mekânlardaki her birime bu açıdan yaklaştık.Bugüne kadar yapıla gelmiş tasarım örneklerinden farklı, değişik bir şeyler yapmak; hep neden sorusuyla başlıyor.

 

 

Bugüne kadar alışılmış, bu iyidir koşullanmasıyla ortaya çıkarılmış ürünlere; hep nedenler ve niçinler ile yaklaşmak, belki yeni tasarımlar yapabilmenin ilk ilham kaynağı olabilir. Şartları zorlamayı seviyorum, estetik adına kimi zaman fonksiyonu göz ardı etmek bağlamında söylemiyorum tabii. Konfor şartları da bence çok göreceli.. Estetik adına, çoğu zaman görsel imaj için, konfor şartlarını zorlayabiliyoruz. Çok yorulduğumuz vakit, ufacık bir tabure bulup üzerine oturduğumuzda bile dinlenebiliriz. Mesela, insanın en önemli hareketlerinden biri de yürümektir. Kadın için de aynıdır, erkek için de. Ancak kadınlar güzellik, estetiğe ve zarafete verdikleri önemden dolayı, onları rahatsız edeceklerini bilerek de olsa topuklu ince, yüksek topuklu ayakkabılar giymeye devam ederler. Dolayısıyla, konfor her şey olsaydı acaba kadınlar yüksek topuklu ayakkabıları giymeyi tercih ederler miydi?.

Tasarımda, estetik adına kaba olup da, daha kolay çözümlere kaçmaktansa, biraz daha şartları zorlayıp, hem iç mimaride hem de dış mimari işlerimizde, işi estetik yönde çözmeye gayret ediyorum.

Her tasarım yeni midir? Diye soruyorsunuz bana. Ben de size soruyorum her sabah güneş aynı açıdan mı doğuyor diye ? Farkında mıyız bazı şeylerin hayır değiliz günlük rutin içinde kimi zaman sayısız kez kendimizi tekrar ediyoruz kimi zaman da yeni ve ilk defa bir şeyler görüyoruz ama bunun bile farkında değiliz. öncelikle her tasarım tabi ki yeni olamıyor. Tasarımcılar çok ve farklı kişilerin veya nesnelerin etkisinde kalıyor sonunda da

tasarladığı şey sanki ortak bir çalışma ürünü olmuş gibi ortaya çıkıyor. Ama önemli olan bu ortak çalışma ürününü sizin birleştirmiş olmanız. Mimarlar, tasarımcılar, stilistler ve tasarım dünyasıyla ilgili olan herkes her gün yeni bir tasarım yapmak için uğraşır. ama her zaman yeni bir tasarım ortaya çıkmayabilir. Eski bir tasarıma da işlevsel boyutta bir yenilik getirdiğiniz zaman yeni bir tasarıma imza atmışsınız demektir.


Tasarımı destekleyen bir endüstri şu anda yok, ama yavaş yavaş oluyor. Yavaş yavaş diyorum, çünkü biz tasarım dünyasında öne çıkan isimler olarak sayıca azız. Ama kısa zamanda gerek mimaride, gerek iç mimaride, gerekse de endüstriyel tasarımda olsun, bir anda yukarı doğru ivme kazanacağımızı ve çok hızlı yol alacağımızı düşünüyorum. Türkiye’deki birtakım olguların gelişimi Avrupa’daki gibi olmuyor. Şimdilik Türkiye’de, tasarımı destekleyen bir endüstri yok. Mesela, yurt dışındaki fuarları gezdiğimizde ‘Bu neymiş?’ diye sorduğumuz bazı malzemelere rastlayabiliyoruz. Yurt dışındaki tasarım çalışmalarında özellikle plastik, fiber, karbon fiber, polipropilen ve poliüretan gibi malzemeler, tasarımda çok yoğun kullanılan malzemeler haline gelmiş durumda. Bizde ise, en iyi işlenen malzemeler yine ahşap ve en fazla da metal diyebilirim.Ben tasarımlarımı yaparken belirli bir mekan ölçüsü hedefleyerek tasarım yapmam. Tasarımlarım genelde şekillendikten sonra onu oluşturan materyaller belirlenir ve bunların tamamlanmasıyla ortaya çıkan ürünün nasıl bir mekâna ait olacağını düşünürüm. Hemen her mekana göre tasarımlarım oluyor. İnsanlar küçük mekanlarda işlevsel özellikleri fazla bir tasarım beklentisi içinde olurken geniş alanlarda fonksiyonelliğin yanı sıra göze hitap etmesi de çok önemli olmaktadır. Tüm bunların yanı sıra tasarımlarımda birbirleriyle kullanılamaz diye düşünülen materyelleri beraber kullanmak çok hoşuma gidiyor. İnsanlar hayal ettikçe yaşarlar.Aslında insanların hayallerini sınırlayan şeyler yine insanların kendileridir. Başkalarının düşündükleriyle o kadar ilgili oluyoruz ki zaman zaman kendi isteklerimizi, fikirlerimizi ve değerlerimizi hiçe sayıyor ve düşünmüyoruz. Kendi hayallerimin peşinden gitmek benim için çok önemli. Yaratılışım ve kişiliğim de gerçekten bu şekilde oturmuş aksini yapamıyorum zaten.  

Müşterilerim önceleri bu fikirlerime alışmakta zorlanmış olsalar da şu anda tamamen bu özelliğimden dolayı beni seçen bir müşteri grubum var. Hayaller insanları sınırlamamalı, önünü açmalı. Destek olmalı, köstek olmamalı. Bu bununla olmaz, bu buna dikilmez, bu renk bu renkle gitmez, bu iki kumaş birbiriyle uymaz gibi sonsuz örneğin tam karşısında bir mimarlık ve tasarım anlayışım var benim.Hayalleri uygulamada çok kararlı olunca ister istemez zorluklar sizi bekliyor maalesef. Hem tasarıda hem de üretim ve montaj aşamalarında bizi bekleyen zorluklar var. Mimarlık bir ekip işi olduğu için ekibin her üyesi ayrı bir önem taşımaktadır. En ufak bir seviyede oluşacak bir aksaklık bile diğer aşamaları olumsuz olarak etkiler. 

 Bunun yanı sıra müşterinin bütçesinden kaynaklanan sorunlar, işçilerin yavaş veya hızlı çalışmasından kaynaklanabilecek sorunlar küçük gibi görünse de büyük sorunlara yol açabilir.Tabi kriz döneminde istediğiniz malzemeye istediğiniz miktarda ulaşmak da  önemli bir sorun haline geldi. Piyasalardaki dengesizlik sebebiyle bazen verilen sözleri tutmak zor olabiliyor ama biz verdiğimiz sözlerin sonuna kadar arkasında duruyoruz.


Tasarımlarımızı, tasarım yapılan bölgenin coğrafi ve kültürel özellikleri de etkilemekte. önceden yapılmış bir tasarımı da bir başka ülkeye adapte ederken bu kültürel ve coğrafik özelliklere dikkat ederek toplumun rahatlıkla kabullenmesine olanak sağlıyoruz. Böylece her tasarım ait olacağı mekana, bölgeye ve kişiye göre yeniden tasarlanmış oluyor aslında.
Tasarımlarımda ve dekorasyonunu yaptığım mekânlarda standart bir renk tercihim olmadığı gibi malzeme ve doku tercihlerim de yoktur. Çünkü mekânın ne ihtiyacı varsa zaten ihtiyacını size anlatır, siz de ona göre çözüm üretirsiniz. Kendinizi sınırlamamak bu işin püf noktası, bazen paslı bir saç levhasını bazen pahalı bir elması bile tasarımlarınızda kullanmalısınız. Bu çeşitlilik size geniş hayal gücü ve fark yaratacak estetik zenginlik kazandıracaktır.


Okul yıllarımda bu meslek üzerinde kendimi geliştirmek için öncelikle Mario Botta, Richard Meir, Frank Lloyd Wright gibi mimarları ve onların tasarımlarını projelerimde kopyaladım diyebilirim. Çünkü ne hissettiklerini, tekniklerini ancak bu şekilde çözebileceğimi düşünüyordum. Zaman içinde kendi özgün tasarımlarımı yaşanmışlıklardan ve gelişen teknolojinin etkisiyle geliştirdim. Basit, gösterişsiz düşünce tarzıyla tasarımlarında Philip  Starck ve Aziz Sarıyer de beğendiğim tasarımcı ve  mimarlardandır.  Son zamanlarda çizgisiyle farklılığını hissettiren mimar Zaha Hadid en beğendiğim mimarlardan diyebilirim.Her projem benden bir parça taşıdığı için aralarında ayırım yapamam. Çünkü her birinin bir yaşanmışlık hikâyesi vardır, tıpkı bir canlı gibidir tasarımlarım. Kafamda oluşturup, fikirlerle ve tecrübeyle besleyip, Atölyemde büyüttüğüm,yaşayacağı mekânda yaşlandırdığım birer parçamdır hepsi diyebilirim


Her tasarımcı, mimar ve sanatçı gibi fikirlerimizi istek sahiplerine kabul ettirmek, onların gerçekten tasarımlarımıza ihtiyaçlarının olduğunu hissettirmek çoğu zaman zordur. Sebebi de istek sahiplerinin tüm seçenekleri görmek istemeleri ve karşılığını verdiklerini düşündükleri için kendilerinin de sizin kadar tasarım yapabileceklerini düşünmeleri diyebilirim. Ben tek taraflı tasarıma her zaman karşı olmuşumdur. Çünkü mekânın dekorasyonu ve tasarımları kullanıcıyı rahatsız etmemeli, etrafına baktığında kendinden parçalar görmelidir. Böylece hem sizin tasarımlarınızı sahiplenecektir, hem de gerçek anlamda tasarımlarınız gereken saygıyı kullanıcılarından görebilecektir diye düşünüyorum.
Unutmayalım yaşam bir mücadele her zaman sizin istedikleriniz olmayabilir, bu nedenle daima projelerinizde fikirlerinizi kesin ve net olmakla beraber, yumuşak fikir geçişlerini de eksik etmemelisiniz.


Bugünlerde daha çok yurtdışı villa projeleri üzerinde çalışmaktayım. özellikle Arap ülkelerinin Türk mimarlara ilgi duyduklarını söyleyebilirim. Suriye’deki otel projem, Libya ve Irak Erbil şehrindeki villa projelerimizin yanı sıra, Azerbeycan Bakü şehrinde konut projelerimizde evrensel bir dille doğu ve batı karışımı, birazda oryantalist bir tarzla mimari tasarım ve projelerle Türk mimarlara olan güveni, saygıyı en üst noktaya taşımayı kendimize amaç edindik.
 

 
Bu habere daha önce hiç yorum yapılmamış.
Başlık :
Yorumunuz :
Adınız ve Soyadınız :   
E_mail Adresiniz :   
SecretCode      
   

Duyurular

Yazarlar

Piyasalar

IMKB 100 61.101 0,17
USD 1,5015 0,27
EURO 1,9315 0,10
GBP 2,3113 -0,09
Altın 60,377 0,58
O/N Repo 6,71 0
Bilesik Faiz 8,14 0,37


Copyright © 2007 Mekatronik Yazılım Her hakkı saklıdır.