Aile olarak zor bir yıl geçirdik. Babamı kaybettim, Annemin rahatsızlığı ve tedavi süreci yorucu bir dönemdi doğrusu. Bu nedenle yapmayı planladığım projelerimi hayata geçirecek zaman ve fırsat bulamadım. 2009 çok keyifli, neşeli geçmedi diyebilirim ancak yeni fırsatlar ve teklifler ile 2010 da keyifli ve hoşluklar bizi bekliyor, her şey çok daha güzel olacak diye umuyorum.
Sibel Turnagöl’ün “evet bu huyuma bayılıyorum” dediği ve kendinizle ilgili “en büyük şikâyet” ettiğiniz özellikleriniz nelerdir?
.jpg)
İnsanın kendi iyi yanlarını söylemesi zor geliyor. O yüzden öncelikle kendimle ilgili şikâyetlerimi düşüneyim.
Bazen fazla değer vermemem gereken meselelere gereğinden fazla değer verdiğim olabiliyor. Bunun sonucunda da istismara uğramış olduğumu görüyorum. Bir de, “bir şeye gereğinden fazla değer verirseniz, ya onu kaybediyorsunuz ya da kendinizi kaybediyorsun” derler ya, bunun doğruluğuna da inanıyorum.
Başkalarının mutlulukları ya da mutsuzlukları beni çok oyalıyor. O zaman da kendi mutluluklarımı erteliyorum. Ama “herkese sunulmuş bir hayat var” ve bunu doğru değerlendirmek gerekiyor.
Sabırlı birisiyimdir. Kızgınlıklarımda da sabrederim ama bu sabır birikir ve sonunda hiç olmadık bir anda patlayabilirim.
Biraz unutkanımdır. Bazen çok önemli şeyleri unutabiliyorum. İşle ilgili şeyleri unutmam. Ama geçenlerde bir arkadaşım telefon etti, “10dk sonra seni arıyorum” dedim. Dört gün sonra o arkadaşımla bir yerde karşılaştık ve o şekilde görüşüp konuşabildik.
Sevdiğim özelliklerimin başında uyumlu bir insan olmam gelir, uyumluyumdur.
Hayata olumlu bakmayı severim.
Beni çok yakından tanıyanlar bilir, önce sert bir Sibel vardır karşılarında ancak, “karşımdaki insanı samimi hissettiğim anda, içimdeki saklanmış çocuk ortaya çıkar”.Hayatın, paylaşmak üzerine kurulu olduğuna inanırım. Paylaşım, maddi ve manevi anlamda her açıdan olmalıdır diye düşünüyor ve böyle inanıyorum.
Saygı unsuru benim için çok önemli, bu küçükten büyüğüne kadar herkesi kapsamalı.Olduğum gibi bir insanımdır. Beni burada nasıl görüyorsan, işte de, evde de böyleyimdir.
Bir zaman makinesi olsa ve geçmişe gidebilseniz, kendinizle ya da ailenizle ilgili neyi değiştirmek isterdiniz?
Bu çok gülez bir hayal. Ailemde kaybettiğim birçok insanı geri kazanmak isterdim. İş konusunda bazı çok önemli projelere zamanında hayır demiştim. Onlara evet diyebilirdim.
Hangi ünlülerle çalışıyorsunuz?
Ünlü olup olmaması çok önemli bir kriter değil bence. Giyinmeyi gerçekten seven herkes geliyor atölyemize. Örneğin Emel Müftüoğlu, Zeynep Sali gibi arkadaşlarımı sayabilirim. Giyinmekten çok hoşlanan dostlarımız var, çok şık, çok hoş olmayı arzu eden insanlar geliyor. Onlarla da gayet keyifli bir şekilde çalışıyoruz.
Sibel Turnagöl’ün modadaki çizgisi ile ev dekorasyonundaki çizgisi nasıl bir ortak paydada buluşuyor diye sorsak, neler dersiniz?
Dekorasyonda modernliği severim ama aşırı modern tarzlar bana soğuk geliyor. Ev sıcak bir atmosfere sahip olmalı diye düşünüyorum. Klasik bir eşya, antika bir parça yada ahşap bir eşya ile ortamın sıcak olmasını seviyorum.
“Kadın” ve “erkek” dersek, bu iki kutbu nasıl tanımlardınız?
Erkekler daha soft bakabiliyorlar birçok şeye ve kadınlar kadar cesaretli değiller malesef. Kadınlar ise erkeklerden daha kurnazdır. Kadınlar detaylara çok takılırlar. Erkekler detaylara takılı kalmadıkları için söyledikleri yalanı bile unuturlar ve yalanları kolaylıkla ortaya çıkar. Erkeklerin doğallıklarında kadından daha güzel olduklarına inanıyorum ben. Kadın ve erkek, birbirlerinden asla vazgeçemeyen fakat çokda anlaşamayan iki ayrı kutuptur. Yani iki ayrı gezegen olduğumuz sözü gerçekten de doğru.
Oğlunuz Sadri ile ilişkiniz nasıl? Onun da sanatçı olmasını ister misiniz?
Oğlum ile çok iyi anlaşıyoruz. Meslek seçimini onun tercihine bırakıyoruz.
Sonuçta ben bir kadınım o da bir erkek ve bazen benim detaylarımdan sıkılıyor Sadri. Daha pozitif bakıyor hayata. İşte burada da anne-oğul ilişkisinde de kadın-erkek bakış açıları farklılıkları çıkıyor ortaya.
Sanat alanında çalışmasını tercih etmem doğrusu. Çünkü sanat alanında iş yaparak çok mutlu olunduğuna inanmıyorum artık. Ülke şartlarından ötürü yapmak isteyip yapılamayan o kadar çok şey var ki. Oğlum uluslararası ilişkilerde okuyor, siyasete geçebilir, diplomat olabilir.

Alışveriş kelimesinin Sibel Turnagöl üzerindeki etkisi nasıl oluyor?
Alışveriş kolik birisi değilim. Benimki biraz daha o günkü ruh halimle ilgili oluyor. Çok beğendiğim ve içimin ısındığı bir şeyi mutlaka almak isterim ancak bu sürekli olmaz. Yalnız alışveriş yapmaktan hoşlanıyorum, birileri ile birlikte alışveriş yaparken konsantre olamıyorum.
Takıntınız?
Ayakkabı.
Son olarak, yeni projelerinizden neler var, biraz bahsedermisiniz.
Televizyon projemiz var. Albüm konusunda ise “neden bir albüm yapmıyorsun” diye soruyor çevremdeki insanlar. Eğer çok içimden gelirse ve çok beğendiğim, benimseyeceğim şarkılar olursa neden olmasın diyorum. Oyunculukta ise şimdilik sadece sinema filmi olursa düşünürüm.
SiteLife olarak, okuyucularımız adına size çok teşekkür ediyor ve başarılar diliyoruz.
Bende herkese yeni yılda, mutlu, sağlıklı, güzel günler diliyorum. SiteLife’a Sevgilerimle…